Takibe Dönüşüm Oranı Zirvede: Kredi Kartları Alarm Veriyor

BDDK verilerine göre bireysel kredi kartlarında takibe dönüşüm oranı yüzde 4,8’e yükselerek son beş yılın zirvesine çıktı.

Türkiye’de bireysel borçluluk göstergeleri 2026 yılına dikkat çekici bir tabloyla girdi. Kredi kartları başta olmak üzere bireysel borçlanma kalemlerinde tahsilat riski belirgin biçimde yükselirken, bankacılık sektöründe yakından izlenen Takibe dönüşüm oranı son beş yılın en yüksek seviyelerine ulaştı. Güncel veriler, hanehalkı finansman dengesinde yaşanan bozulmanın kredi geri ödeme performansına doğrudan yansıdığını ortaya koyuyor.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu tarafından yayımlanan istatistiklere göre, 23 Ocak 2026 itibarıyla bireysel Kredi kartlarında Takibe dönüşüm oranı yüzde 4,8 seviyesine yükseldi. Bu oran, son beş yılın en yüksek düzeyi olarak kayıtlara geçti. Sektör genelinde toplam takip oranı ise yüzde 2,6 olarak hesaplandı. Böylece bireysel kredi kartları, sektör ortalamasının oldukça üzerine çıktı.

Bireysel Kredilerde Risk Artışı Dikkat Çekiyor

BDDK verileri incelendiğinde, tahsilat riskinin yalnızca Kredi kartları ile sınırlı olmadığı görülüyor. Özellikle İhtiyaç kredileri, yüzde 5,5 ile takibe dönüşüm oranı en yüksek bireysel kredi türü konumunda bulunuyor. Buna karşın Kredi kartları, bu oranı yakından takip ederek ikinci sırada yer alıyor.

Uzmanlara göre, her iki kalemde de 2023 ve 2024 yıllarında görece düşük seviyelerde seyreden Takibe dönüşüm oranı, son bir yılda hızlı bir yükseliş eğilimine girdi. Bu değişimde, artan yaşam maliyetleri, yüksek enflasyon ortamı ve hanehalkının gelir-gider dengesindeki bozulma önemli rol oynuyor.

2023 Sonrası Yön Değişti

Veriler, takip oranlarının uzun vadeli seyrine bakıldığında belirgin bir kırılmaya işaret ediyor. 2020 yılında salgının etkisiyle yükselen Takibe dönüşüm oranı, 2022 ve 2023 döneminde kademeli olarak gerilemişti. Ancak 2024 itibarıyla tablo tersine döndü. Özellikle 2025 başından Ocak 2026’ya kadar geçen sürede hem İhtiyaç kredilerinde hem de Kredi kartlarında hızlı bir artış yaşandı.

Bu yön değişimi, bankacılık sektöründe risk algısının yeniden şekillenmesine neden oldu. Bankalar, bireysel kredilerde daha temkinli bir yaklaşım benimserken, kredi kartı limitleri ve ödeme vadeleri konusunda daha sıkı politikalar uygulamaya başladı.

Kredi Kartları Neden Öne Çıkıyor?

Kredi kartları, son yıllarda hanehalkı için bir ödeme aracından ziyade kısa vadeli finansman kaynağına dönüştü. Özellikle gelir artışının enflasyonun gerisinde kaldığı dönemlerde, kart harcamalarının artması kaçınılmaz hale geldi. Bu durum, borçların asgari tutarlarla çevrilmesine ve zamanla sürdürülemez bir borç döngüsünün oluşmasına yol açtı.

BDDK verileri, Kredi kartlarındaki Takibe dönüşüm oranının sektör ortalamasının neredeyse iki katına yaklaşmasının tesadüf olmadığını gösteriyor. Uzmanlar, kart borçlarının yüksek faiz oranları nedeniyle daha hızlı riskli hale geldiğine dikkat çekiyor.

Bankacılık Sektörü Açısından Ne Anlama Geliyor?

Artan Takibe dönüşüm oranı, bankacılık sektörü açısından yalnızca bireysel müşteri riskini değil, aynı zamanda bilançolar üzerindeki baskıyı da artırıyor. Takibe düşen alacaklar için ayrılan karşılıklar, bankaların kârlılık oranlarını doğrudan etkiliyor. Bu nedenle BDDK, kredi büyümesi ve risk yönetimi konusunda bankaları yakından izlemeyi sürdürüyor.

Sektör temsilcileri, mevcut artışın sistemik bir risk oluşturmadığını, ancak eğilimin dikkatle takip edilmesi gerektiğini vurguluyor. Özellikle İhtiyaç kredileri ve Kredi kartları gibi teminatsız borçlanma kalemlerinde yaşanan bozulmanın, ekonomik koşullarla doğrudan bağlantılı olduğu ifade ediliyor.

Önümüzdeki Döneme İlişkin Beklentiler

Ekonomistler, 2026 yılı boyunca Takibe dönüşüm oranının seyrinin büyük ölçüde enflasyon görünümü, faiz politikaları ve gelir artışına bağlı olacağını belirtiyor. Hanehalkı gelirlerinde kalıcı bir iyileşme sağlanmadığı sürece, Kredi kartları ve İhtiyaç kredilerinde riskin yüksek kalmaya devam edebileceği değerlendiriliyor.

Buna karşılık, finansal okuryazarlığın artırılması ve borç yapılandırma mekanizmalarının etkin kullanılması halinde, takip oranlarında dengelenme sağlanabileceği de ifade ediliyor. Bankalar ise erken uyarı sistemleri ve müşteri bazlı risk analizleriyle olası sorunları büyümeden yönetmeyi hedefliyor.

Kaynak: Bloomberg HT

Haber Merkezi tarafından yazılan bu haberi beğendiyseniz bunları da beğenebilirsiniz