Dünyanın En Büyük Çarpıştırıcısı mı, Dev Bir Oyuncak mı? Bilim Dünyasını İkiye Bölen Proje: Future Circular Collider

Dünyanın en büyük hızlandırıcısı olacak FCC, bilim dünyasını ikiye böldü: Çığır açacak mı yoksa kaynakları tüketen dev bir oyuncak mı?

Bilim insanları, CERN‘in İsviçre-Fransa sınırındaki tesislerinde, dünyanın en büyük makinesi olacak bir proje üzerinde çalışıyor. Tam 30 milyar dolarlık dev bir bütçeyle, yerin altına tam 91 kilometrelik bir halka şeklinde tünel kazılması ve bu tünelde subatomik parçacıkların ışık hızına yakın hızlarda çarpıştırılması planlanıyor. Bu deneylerle, evrenin temel yapı taşlarına dair çözülmemiş sırların aydınlatılması hedefleniyor.

Ancak bu olağanüstü projenin, bilimsel heyecanın ötesinde, derin tartışmalara yol açtığı görülüyor. Pek çok araştırmacı, Future Circular Collider’ın önümüzdeki on yıllarda parçacık fiziği için ayrılacak tüm bütçeyi tüketebileceğinden ve diğer araştırma alanlarını kurak bırakacağından endişe ediyor.

Bilim İnsanlarının Tepkisi: “Bu Karar Nasıl Alındı?”

Eleştirilerin merkezinde ise, projeye dair kararların CERN yönetimi tarafından bilim insanlarının geniş katılımı olmadan verilmiş olması var. Tel Aviv Üniversitesi’nden parçacık fizikçisi Halina Abramowicz, durumu şu sözlerle özetliyor: “Bu işler böyle yürümez. Bilim camiası neye ihtiyaç duyulduğunu belirler, yönetim değil.”

Nitekim saygın bilim dergisi Nature, bu ayki sayısında “Parçacık fiziğinin geleceği için bir savaş veriliyor” diyerek, birçok önde gelen fizikçinin projeye ciddi eleştiriler getirdiğini yazdı. Görüşlerine başvurulan çok sayıda bilim insanı, bu tartışmaların parçacık fiziği topluluğunu daha önce hiç olmadığı kadar ikiye böldüğünü ifade etti.

CERN’in Yanıtı: “Eşi Benzeri Olmayan Bir Keşif Fırsatı”

CERN, tüm eleştirilere rağmen projeyi kararlılıkla savunuyor. Mevcut genel direktör Fabiola Gianotti ve 2026’da görevi devralması beklenen Mark Thomson, FCC’nin, evrenin yasalarını en temel düzeyde anlamak için insanlığın bugüne dek geliştirdiği en güçlü araç olacağını vurguluyor. Gianotti, “Eğer onaylanırsa, FCC bilim tarihine geçecek bir keşif makinesi olacak” diyerek projeyi sahipleniyor.

Gerçekten de CERN, 1954’te kurulduğundan bu yana, uluslararası bilim iş birliğinin başarılı bir örneği olmayı başardı. Kurumun bugüne kadarki en büyük projesi olan Large Hadron Collider (LHC), 2012’de, evrene kütle kazandırdığı düşünülen Higgs parçacığını keşfederek tarihe geçmişti. Fakat LHC’nin 2040 yılına kadar kapatılması planlanıyor ve halen evrenin yapısına dair çözülmeyi bekleyen çok sayıda sır bulunuyor.

Çözülmeyi Bekleyen Sorular: Karanlık Madde ve Antimadde Gizemi

Bugüne kadar LHC ile karanlık madde ve antimadde gibi birçok kozmik bilmecenin çözülmesi bekleniyordu. Ne var ki, karanlık maddenin varlığı ancak galaksiler üzerindeki çekim etkisiyle anlaşılıyor, yapısı ise halen belirsiz. Dahası, evrenin neredeyse tamamen maddeden oluşması, antimaddenin ise yok denecek kadar az olması da açıklanamayan bir başka büyük soru.

FCC Neleri Değiştirecek?

FCC, iki aşamada inşa edilecek. İlk aşamada, 2040 yılı civarında devreye girerek Higgs parçacıkları üretimini katlayacak ve bu parçacığın diğer temel kuvvetlerle etkileşimlerini daha iyi anlamamıza yardımcı olacak. İkinci aşamada ise 2070’lerde, protonları çok daha yüksek enerjilerle çarpıştırarak, evrenin gizemlerine yeni bir pencere açması hedefleniyor. Ancak bu noktada önemli bir sorun var: Protonları bu kadar yüksek enerjilerde hızlandıracak teknoloji henüz mevcut değil ve bu teknolojinin 40 yıl içinde geliştirilip geliştirilemeyeceği belirsiz.

Alternatif Çözümler: Daha Esnek ve Uygun Maliyetli Yöntemler Mümkün mü?

Eleştiriler sadece maliyetle sınırlı değil. Almanya’nın DESY Enstitüsü’nden Jenny List gibi bazı bilim insanları, doğrusal hızlandırıcıların (linear accelerator) daha ekonomik ve esnek çözümler sunabileceğini savunuyor. Ayrıca, plazma dalga teknolojisi gibi, henüz gelişmekte olan yeni yöntemlerin 20 yıl içinde kullanılabilir hale gelerek, daha küçük ama etkili çarpıştırıcılar tasarlanabileceği görüşü ağırlık kazanıyor.

List, “Bu teknolojiler gelişirse, belki de devasa tünellere ve mıknatıslara ihtiyaç duymadan benzer veya daha iyi sonuçlar elde edebiliriz” diyor.

Geleceğin Bilimine Yön Vermek: Bir Nesil Kısıtlanacak mı?

Belki de en ciddi eleştiri, FCC’nin onaylanması durumunda bilim dünyasının en az 50 yıl boyunca sadece bu projeye bağlı kalacak olması. Abramowicz’in ifadesiyle, “Bu kadar uzun vadeli bir proje, gelecek kuşakların neyi araştırıp neyi araştırmayacağını şimdiden belirlemek anlamına geliyor. Bu kararın faturasını torunlarımız ödeyebilir.”

Bu nedenle, FCC, bir yandan bilimsel devrim vaadi sunarken, diğer yandan bilim dünyasını ikiye bölen büyük bir tartışmanın tam ortasında yer alıyor.

Haber Merkezi tarafından yazılan bu haberi beğendiyseniz bunları da beğenebilirsiniz

web sitesi uygulama / geliştirme: