Columbia Üniversitesi’nde Trump Depremi: Geçici Rektör Görevini Bıraktı
Columbia Üniversitesi, ABD’de süren tartışmalı Gazze protestoları ve federal fon krizinin ardından önemli bir değişiklik yaşadı. Üniversitenin geçici rektörü Katrina Armstrong, akademik özgürlük ve federal baskılar arasında sıkışan yönetiminin ardından görevinden ayrıldığını açıkladı.
Trump Yönetiminden 400 Milyon Dolarlık Fon Krizi
Armstrong’un istifasının ardında, üniversitenin Trump yönetimiyle yaşadığı ciddi bir finansal kriz bulunuyor. Geçtiğimiz haftalarda Trump yönetimi, Columbia Üniversitesi’ne sağlanan 400 milyon dolarlık federal fonu iptal etmiş, ardından milyarlarca dolarlık ek kaynakları da askıya alabileceği tehdidinde bulunmuştu. Gerekçe olarak ise üniversitenin antisemitizmle mücadelede yetersiz kaldığı ve Gazze protestoları sırasında öğrenci güvenliğini sağlayamadığı gösterildi.
Tepkiler Akademik Özgürlük Üzerinden Büyüdü
Üniversite yönetimi, fonları geri kazanmak için Trump yönetiminin taleplerine uyum sağlarken, bu tavizler üniversite camiasında büyük tepkiye yol açtı. Özellikle akademik özgürlük ve ifade özgürlüğü konusunda geri adım atıldığı gerekçesiyle Armstrong eleştiri oklarının hedefi oldu.
Yeni Geçici Rektör Göreve Başladı
Armstrong’un istifası sonrası, Columbia Üniversitesi Mütevelli Heyeti Eş Başkanı Claire Shipman, yeni geçici rektör olarak atandı. Shipman, yaptığı ilk açıklamada, “Önümüzdeki zorlukların farkındayız. Akademik özgürlük, açık sorgulama ve öğrenci güvenliğini koruyarak üniversitenin misyonunu sürdürmeye kararlıyız” ifadelerini kullandı.
Trump Yönetimine Karşı Dava Açıldı
Columbia Üniversitesi profesörlerini temsil eden bazı gruplar ise, üniversitenin kampüs içi protestolara dair kuralları sıkılaştırmaya zorlanması ve Orta Doğu Çalışmaları bölümünün dış denetime tabi tutulmasına tepki göstererek Trump yönetimine karşı dava açtı. Dava dilekçesinde, bu müdahalelerin akademik özerkliğe ve ifade özgürlüğüne ciddi zarar verdiği savunuldu.
Columbia, Gazze Protestolarının Odağında
Üniversite, 2024 yazında ABD genelinde büyüyen ve İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının durdurulmasını talep eden kitlesel protestoların en çok konuşulan merkezlerinden biri olmuştu. Protestolar sırasında hem antisemitizm hem de İslamofobi endişeleri sıkça gündeme gelmişti.