Ocak Ayında Dış Ticaret Açığı 8,4 Milyar Dolara Yükseldi
2026 yılına girilirken Dış ticaret açığı, yılın ilk ayında belirgin bir artış gösterdi. Ticaret Bakanı Ömer Bolat tarafından paylaşılan verilere göre, Ocak ayında Dış ticaret açığı, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 11,2 artarak 8,4 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Böylece yılın ilk ayı, dış ticaret dengesi açısından yukarı yönlü bir baskıyla tamamlanmış oldu.
Bakan Bolat’ın açıklamalarına göre, Yıllıklandırılmış dış ticaret açığı da artış eğilimini sürdürdü. Son 12 aylık dönemde dış ticaret açığı 92,9 milyar dolar olarak kaydedildi. Buna karşılık, 2025 yılı Ocak ayı itibarıyla yıllıklandırılmış açık 83,6 milyar dolar seviyesindeydi. Ortaya çıkan bu tablo, dış ticaretteki dengenin yeni yılda da kırılganlığını koruduğunu gösteriyor.

İhracat Gerilerken İthalat Yatay Seyretti
Bakanlıktan yapılan bilgilendirmeye göre, 2026 yılı Ocak ayında İhracat geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 3,9 oranında azalarak 20 milyar 328 milyon dolar oldu. Buna karşın İthalat, oldukça sınırlı bir artış göstererek yüzde 0,03 yükseldi ve 28 milyar 681 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti.
Bu gelişmelerle birlikte Dış ticaret hacmi, Ocak ayında yüzde 1,7 oranında azalarak 49 milyar 9 milyon dolar olarak kayda geçti. Dolayısıyla ihracattaki gerileme, ithalatın neredeyse sabit kalmasına rağmen dış ticaret dengesini olumsuz yönde etkiledi.
12 Aylık Veriler Artışa İşaret Ediyor
Öte yandan, 2025 yılı Şubat ile 2026 yılı Ocak dönemini kapsayan 12 aylık veriler, daha farklı bir tablo ortaya koyuyor. Söz konusu dönemde İhracat, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3,7 artarak 272 milyar 529 milyon dolar oldu. Aynı dönemde İthalat ise yüzde 5,5 artışla 365 milyar 379 milyon dolar seviyesine yükseldi.
Bu çerçevede Dış ticaret hacmi, yıllık bazda yüzde 4,7 artarak 637 milyar 908 milyon dolar olarak gerçekleşti. Veriler, uzun vadede ticaret hacminin genişlediğini ancak ithalattaki artış hızının ihracatın önüne geçtiğini ortaya koyuyor.
Karşılama Oranlarında Düşüş Dikkat Çekti
2026 yılı Ocak ayında İhracatın ithalatı karşılama oranı, geçen yılın aynı ayına göre 2,9 puan azalarak yüzde 70,9 seviyesine geriledi. Enerji verileri hariç tutulduğunda bu oran yüzde 82,3 olarak hesaplandı ve 6,9 puanlık bir düşüş kaydedildi. Enerji ve altın hariç tutulduğunda ise karşılama oranı yüzde 87,3 oldu.
Bu veriler, özellikle enerji ve altın kalemlerinin dış ticaret dengesi üzerindeki etkisini bir kez daha ortaya koydu.
Enerji İthalatında Sert Düşüş
Bakan Bolat, Ocak ayında Enerji ithalatının geçen yılın aynı ayına göre yüzde 20 azalarak 5,1 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiğini belirtti. Buna karşın İşlenmemiş altın ithalatı, değer bazında yüzde 12,6 artarak 1,7 milyar dolara yükseldi. Bu artışta, altının birim değerinin yüzde 79,5 oranında yükselmesi etkili oldu.
Ancak miktar bazında bakıldığında, işlenmemiş altın ithalatının yüzde 37,3 oranında azaldığı görüldü. Aylık karşılaştırmada ise Aralık 2025’teki 2 milyar dolar seviyesine kıyasla, Ocak ayında yüzde 17 oranında bir düşüş kaydedildi. Altın ve enerji hariç ithalat ise yüzde 5,3 artışla 21,9 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Küresel İhracattan Alınan Pay Yüzde 1,05
Bolat’ın açıklamalarında öne çıkan bir diğer başlık, Türkiye’nin küresel ihracattaki konumu oldu. 2025 yılının üçüncü çeyreği itibarıyla, Küresel ihracattan alınan pay yüzde 1,05 olarak hesaplandı. Ayrıca 2025 yılı boyunca mal ihracatında 11,7 milyar dolarlık net artış kaydedildi.
Aynı dönemde 33 il 1 milyar doların üzerinde ihracat yaparken, 46 il ihracatını artırdı. İhracatçı firma sayısı ise 167 bin 779’a yükseldi.
Avrupa Birliği Ve STA Tartışmaları
Bakan Bolat, konuşmasında Avrupa Birliği ile ticari ilişkilere de değindi. Türkiye’nin en önemli ticari ortağı olan AB’ye ihracatın 117 milyar dolara ulaştığını ve bu bölgeyle 1 milyar doların üzerinde dış ticaret fazlası verildiğini hatırlattı.
Bununla birlikte, Mercosur ve Hindistan gibi ülkelerle yürütülen yeni Serbest Ticaret Anlaşmalarının, mevcut asimetrileri artırabileceğine dikkat çekildi. Bolat, Gümrük Birliği’nin güncellenmesinin bu risklerin azaltılması açısından kritik önem taşıdığını vurguladı.

