Trump’ın Ukrayna Müzakereleri Avrupa’yı Diken Üstünde Bıraktı

Trump’ın Ukrayna müzakereleri Avrupa’da büyük bir kriz yarattı. ABD’nin Avrupalı müttefiklerine danışmadan aldığı kararlar, kıtanın güvenliğini tehlikeye atıyor.

ABD Başkanı Donald Trump, Rusya ve Ukrayna arasındaki savaşı sona erdirmek için sürpriz bir müzakere süreci başlattı. Ancak bu hamle Avrupa’da büyük bir panik dalgasına neden oldu. ABD’nin müttefiklerine danışmadan aldığı kararlar, Avrupa’nın güvenliğini ciddi şekilde zayıflatma riski taşıyor.

Avrupalı liderler, Trump’ın tek taraflı bir barış anlaşması dayatarak Ukrayna’yı dezavantajlı bir konuma sürüklemesinden endişe duyuyor. Dahası, ABD’nin Avrupa güvenliğine olan bağlılığını azaltma sinyalleri vermesi, kıtanın Rusya karşısında savunmasız bırakılabileceği korkusunu artırıyor.

Trump’ın Müzakere Hamlesi Avrupa’yı Neden Endişelendiriyor?

Donald Trump, geçtiğimiz hafta Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile sürpriz bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşme sonrası Trump, müzakerelerin derhal başlayacağını duyurdu. Ancak bu duyuru, Avrupa ile koordinasyon sağlanmadan yapıldı ve Ukrayna bu sürecin dışında bırakıldı.

Bu gelişme Avrupa’da büyük bir şok etkisi yarattı. AB Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Trump’ın gizli görüşmelerine sert tepki göstererek şu ifadeleri kullandı:

“Eğer arkamızdan bir anlaşma yapılırsa, bu işe yaramayacaktır. Bu anlaşmayı uygulamak için Avrupalılara ihtiyacınız var.”

Ancak Beyaz Saray, bu tepkilere aldırış etmedi. Trump, Rus yetkililerle üç yılı aşkın bir süredir yapılan ilk üst düzey temas için Suudi Arabistan’a bir heyet gönderdi. Müzakereler için Ukrayna’ya danışılmadı ve Rusya ile ikili ilişkileri normalleştirme süreci başladı.

Bu hamlenin Avrupa’nın çıkarlarını göz ardı etmesi, kıtada derin bir huzursuzluk yarattı. Kallas, sürecin Rusya tarafından Avrupa’yı bölmek için kullanılabileceği uyarısında bulundu:

“Rusya bizi bölmeye çalışacak. Onların tuzaklarına düşmeyelim.”

Ancak Trump yönetimi, bu uyarıları görmezden gelmeye devam ediyor.

Avrupa’nın En Büyük Korkusu: Kötü Bir Anlaşma

Trump, Rusya’nın Ukrayna’daki işgalini sona erdirecek bir anlaşma yapmak istediğini söylüyor. Ancak bu sürecin Putin’in lehine sonuçlanma riski çok yüksek.

Trump, geçmişte Putin’in Ukrayna stratejisini “dahice” olarak tanımlamış ve geniş çaplı işgali büyük bir pazarlık hatası olarak nitelendirmişti. Şimdi ise Beyaz Saray’a dönen Trump, Kremlin’in söylemlerine daha da yakın bir duruş sergiliyor.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Suudi Arabistan’daki müzakerelere davet edilmedi. Trump, Zelenskiy’nin tepkisini küçümseyerek şu ifadeleri kullandı:

“Üç yıldır oradasınız. Bunu üç yıl önce bitirmeliydiniz. Bunu hiç başlatmamalıydınız.”

Zelenskiy ise Trump’ın bu yaklaşımını “dezenformasyon ortamında yaşamak” olarak tanımladı. Trump, bu yanıt karşısında Zelenskiy’yi “diktatör” olarak nitelendirdi ve uluslararası çapta büyük bir tepkiye yol açtı.

Bu durum, Trump’ın müzakerelerde tarafsız bir arabulucu olmaktan çok, Rusya’nın çıkarlarını gözeten bir lider gibi hareket ettiğine dair ciddi şüpheler yaratıyor. Eğer Trump, müzakerelerde Rusya’yı desteklerse, Ukrayna’nın topraklarının büyük bir kısmını kaybetmesi kaçınılmaz hale gelebilir.

ABD’nin Ukrayna’ya Dayattığı Ekonomik Şartlar

Trump yönetimi, yalnızca barışı değil, ekonomik çıkarları da ön planda tutuyor. Hazine Bakanı Scott Bessent, Ukrayna’nın nadir toprak minerallerine erişim sağlamak için bir anlaşma teklifi sundu. Ancak anlaşma şartları, Ukrayna tarafında büyük bir hayal kırıklığı yarattı.

The Telegraph’ın ele geçirdiği belgeye göre, ABD şu şartları sundu:

  • Ukrayna’nın maden gelirlerinin %50’sinin ABD’ye verilmesi
  • Üçüncü taraflara verilen tüm yeni lisanslardan %50 pay alınması
  • Diğer ülkelere yapılacak ihracatta ABD’ye “ilk ret hakkı” tanınması
  • Petrol, gaz, limanlar ve altyapının ABD kontrolüne verilmesi

Ukrayna hükümeti, bu anlaşmayı “sömürgeleştirme” olarak nitelendirdi ve Trump yönetiminin Ukrayna’ya güvenlik garantileri sunmadan büyük ekonomik tavizler talep ettiğini belirtti.

Zelenskiy, anlaşmayı “Ukrayna’nın çıkarlarını koruyamadığı” gerekçesiyle reddetti. Ancak Trump’ın bu anlaşmayı bir tür baskı unsuru olarak kullanarak Ukrayna’yı zorlamaya devam edeceği tahmin ediliyor.

Avrupa Masadan Dışlandı

Trump yönetimi, Avrupa’yı müzakere sürecinin dışında bıraktı. ABD’nin Ukrayna ve Rusya Özel Temsilcisi Keith Kellogg, Avrupa’nın yalnızca danışman olarak sürece dahil edileceğini duyurdu.

Bu durum, Avrupa’nın küresel siyasetteki etkisinin azaldığına dair güçlü bir işaret olarak yorumlandı. Avrupa Ukrayna’ya en fazla ekonomik ve askeri yardımı yapan taraf olmasına rağmen, barış sürecinde etkisiz bir aktör haline getirildi.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, bu duruma sert tepki göstererek şunları söyledi:

“Avrupa’nın güvenliği bir dönüm noktasında. Evet, bu Ukrayna ile ilgili ama aynı zamanda bizimle de ilgili.”

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Avrupa’nın sürece dahil edilmemesinin kabul edilemez olduğunu belirtti:

“Ukrayna her zaman dahil edilmelidir. Avrupalıların güvenlik kaygıları dikkate alınmalıdır.”

ABD’nin Geri Çekilme Sinyali: Avrupa Kendi Başına Kalmaya Hazırlanıyor

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, ABD’nin artık Avrupa’ya öncelik vermeyeceğini ve askerlerini kademeli olarak çekeceğini duyurdu. Washington yönetimi, Çin ve Meksika sınırına odaklanmayı planlıyor.

Bu karar, NATO’nun Avrupa’daki güvenlik garantilerini zayıflatma riski taşıyor. ABD’nin yokluğu, Putin’in Avrupa üzerindeki etkisini artırmasını sağlayabilir.

Alman Uluslararası ve Güvenlik İşleri Enstitüsü’nden Nicolai von Ondarza, Trump yönetiminin hamlelerini şu şekilde değerlendirdi:

“ABD sadece Avrupalılar olmadan Avrupa güvenlik mimarisi hakkında müzakere etmeye çalışmakla kalmıyor, aynı zamanda Rusya’ya büyük diplomatik zaferler kazandırıyor.”

Haber Merkezi tarafından yazılan bu haberi beğendiyseniz bunları da beğenebilirsiniz

web sitesi uygulama / geliştirme: